Elveda Ya Şehr-i Ramazan

Posted On Eylül 29, 2008

Kategori: Bir damla`bir dokunuş

Comments Dropped 6 responses

( Yeşim / 29Eylül2008 05:15 )
Sizin Orada da yağmur yağıyor mu ? Burda ” Elvada Ya Şehr-i  Ramazan ” Serzenişleri , Rahmet damlalarıyla kucaklaşıp topraga  düşüyor.
Bu son sahuru, son seheri…
Kim bilir belki de görülecek son Ramazan ve Ramazandaki son DUA seferi…
Duayla belirleniyorsa kulun Rabbi cc kartındaki ehemmiyeti, dua edeni.

Dua ile

” ayşem sağol…baki dua ve muhabbetle sevgiler “

Ateş seni çağırıyoooo!

Posted On Eylül 28, 2008

Kategori: Blogroll

Comments Dropped 7 responses

bu afiş çok hoş yaa harika hatta :D

annem bu yazımı okusa eminim bana bir sürü şey söylemeye başlar…

ilk olarak ” boşuna oruc tutuyorsun böyle düşünerek “

aslında annem düşüncelerimin özüne değil de sadece yüzeyindeki sözlerimele cevap veriyor bana.

gecen hafta bankaya para çekmeye gittiğimde ramazan esintisi namına en ufak bir kıpırtı görmedim insanlarda…

hatırlıyorum eski den böyle değildi. oruç tutmayan insanlar daha saygılı hoşgörülüydü. kimseyi dışarda yemek yerken ya da bir şeyler içerken görmem mümkün değildi adeta. Lokantalar pencerelerine perde çekerdi.

yolda yürürken genç bir bey yüzüme sigara dumanını üfledi ya sabır dedim ilerledim… yol boyunca tüm lokantlar acık ve dışardan buyur ediyordu müşterilerini , cafeler ise yazdan kalma bahce dizyanını bozmamış müşterileride yazdan kalma son günleri en iyi nasıl kahve çay keyfiyle tamamlarız derdine düşmüş keyfi sefa ediyordu…

biz zaman aşımına mı uğruyoruz ?

yoksa ateş bizimi çağırıyor :(

Yüzün altındaki ALTIN ” Harranlılar”

Posted On Eylül 28, 2008

Kategori: Menzil

Comments Dropped 22 responses

 

Geçikmiş bir paylaşım. Geçtiğimiz yaz aylarında tanıştırıldığım bir topluluk vardı.İsimleri yoktu ama her birinde bir Ayşe bir Fatma izi vardı… Çok değerliler nazara erişimleri yüksek… Bunu ne kendileri nede cevresindekiler pek anlamamışlardı galiba.Yüzlerinde ayrı bir renk,bizim (benim) alışık olmadığım(ız) . Cene ve dudak kısımlarındaki dövmeler ile renklerine renk katan Harranlı kadınlar idi bunlar. Dünyaya geldikden çok kısa süre sonra aile büyükleri tarafından yapılıyormuş bu dövmeler. Benim cehaletim orda da kendini sergilemekten kendini geri alamadı. Dövmeleri ilk gördüğümde yara olarak değerlendirmiştim. O bekleme esnasında içim ezilmişti. Oysa ki o mavi eşarplarınına kiminin siyah kimin mavi gözleri ayazdan kararmış tenlerine uyum sağlayan benim deyişimle aksesuarları imiş o dövmeler.
İlk tanışmamız bir yeni gelin ile oldu. Yaşı bir hayli küçük ama yaşadıklarını oldukca büyük bir gelin idi o .Taşıdığı yükün altında ezilmiş ama öyle bir teslimiyeti vardı ki hepimizi etkiledi,  bizleri ezip geçti …
Uzun uzun sohbet ettik. Söylediği bazı sözleri anlamadım ama bakışları aslında onu anlatıyordu.
O nasıl bir teslimiyet dedim hep.Yaratıcıya olan inancı teslimiyeti benim gibi bir acizin ifadelerine layık değil.Eşine aile büyüklerine de sorgusuz sualsiz teslim olmuştu…Gözlerinde insanı başka diyarlara götüren bir çekim vardı…

O ilk tanışmamıza vesile olan bekleme yerinden ayrılma vakti gelmişti. Bekleme yerinin nazarı sarmıştı herkesi. Geline bakmaktan kendimi alamamıştım gözlerindeki o nemlilik ellerinin semaya acılışındaki edebini….

İkindi akşama dönüyordu hanenin duvarına sırtımı dayamış batan güneşi seyrediyordum… Epey kalabalık bir halka oluşturmuştuk.Biri vardı hemen yanıbasımda kaside söylemeye başladı. Çaylarımızı yudumlarken herkesin gözlerinden  yaşlar günah kirlerini akıtırcasına akmaya başladı.

Yanıma yaklaştığın farkına varmıştım ama gözümü kaldırıp bakmaya cesaretim yoktu. Geldi…Biraz bekledi öylece.Çekindiğini düşündüm ve gözlerimi kaldırıp yüzüne tebessüm edip buyur ettim… O yaralı gönül kasideyi söylemeye devam ediyordu… Harranlı gelin ellerinin her çatlak izinde emeklerini bizlere sergilercesine ellerini yüzüne koydu. Çok geçmedi seslendi. ” Sofi” ” Sofi” … Elinde tütün daha önce hiç denemediğim birşeydi. Kırmak istemedim kendi yakmış uzatıyordu.Aldım tebessüm ile. Çiğerlerimi bıcak etkisi yapan bir etki gücüne sahip bir sarma tütün idi. Gözü gözümde idi. O nasıl edep nasıl adap aklım ermedi.

Tabi unutulmaz karelerden biride Harranlı çocuklardı. Ele avuca gelmiyorlar. Söz dinlemiyorlardı veya benim sözlerimi anlamıyorlardı ondan etki gücü olmadı…

Artık hava kararmıştı. Günün yorgunluğu manevi olarak bünyeleri sarsmış ve bir mahmurluk vermişti aciz vucutlarımıza.Yataklarımızı alıp dışarda yıldızlar altında geceyi gecirmek için yerlerimizi yapmaya başladık…Tamam gözlerimizi kapamak üzereydik ki bir patırtı… Evet Harranlı ufaklıklar iş başında. Gözlerine ilk kestirdikleri ayakkabıları ayaklarına takıp kaçışlarına annelerinin müdehalesinin patırtısıydı bu…

Güneş güne ilk ışıklarını sacmaya başlamıştı kuş sesleri eşliğinde… Çocukların sesleri kuşlara eşlik ediyor… Eller açılmıştı semaya dua üstüne dua yakarışlar göz yaşları eşliğinde sel olup akıyordu…Dün oluşturduğumuz grubumuz  ile yıne bir araya geldik.Namazlıklarımızı serdik aynı anda Allah ın huzuruna farklı dilek ve umutla ile el acıp af diledik. Ardından kahvaltılarımızı yapıp çaylarımızı içtik… Artık sıra vedalaşmaya gelmişti. Tek tek hepsiyle helalleştik gözlerimiz de nem vardı O Kutlu yerden ayrılmanın hüznü sarmıştı benliğimizi… Boğazımızda düğümlenmişti tüm sözler çıkmaya takati yoktu.Helallik almanın en zor ve yüzümüzün kızarıklığın utancı ile çıktık Markada dualarımızı edip araclarımıza bindik….Gözlerimiz ve ellerimizin buluştuğu O yerde buluşmak ümidi ile…

” Sevginin ehli Ehli Beytin ahir zamanı Onlar… O hanenin içindekilerin bizlere sundukları en değerli şey idi galiba. Sevgi…Nakkaşın üstadı oldukları bize her ilmekte inceden inceye o Sevgiyi işlemelerinden… Mevla cc Sadatlardan razi olsun ve Harranlı kadınlardan…”

Sevgilerimle…

 

( bu yazıyı ve yapılan yorumları Tarihin derinliklerine saklamaya gönlüm razi olmuyor )

olabilir (mi ? ) !

Posted On Eylül 23, 2008

Kategori: Bir damla`bir dokunuş, Blogroll

Comments Dropped 2 responses

Kadir gecesi olabilir (mi? ) !!!

gel(di)-git(ti)

Posted On Eylül 22, 2008

Kategori: işte böyle birşey

Comments Dropped 2 responses

( yeşim-şile )

zor yaşamak;

nefes almak,

ayakda durmak.

adım atmak;

acıdır sevmek,

durmak,

düşünmek.

hoştur aşk;

tebbessümü,

gözyaşı.

adım adım ilerlerken ölüme taşlar can acıtıp dağlar gecit vermez çoğu zaman.gül gördümü göz yürek titrer sevinç kaplar , dayanmaz gönül eline almaya cesaret edemesede koklamak ister içine çekercesine ama dikenler izin vermez…

Geldi gidiyor Rahmet Merhamet hürmek ayı Ramazan da. Bir Ömer , Ali , Sıddık ya da Fatıma olmayışın onlara bir lahza ermeden gidiyor Ramazan. Yine gelir dimi :) kim öle kim kala :?

Elhamdülillah otuç tutuyor bizi :D

ben buralardayım şimdilik . ” dostlar merak etmişler ara verince ziyaretlerinizi sessizce yapıyorum bilesiniz :) Sabip izin verdiği sürece aradaki mesafeyi kısatma niyetindeyim ” Görüşmek niyetiyle sevgiler…